DEVRE MÜLK

Yasadaki tanımı ile devre mülk, mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde kullanma hakkına denmektedir. Devre mülk hakkı diğer devre mülk hakkı sahipleri ile birlikte müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulmaktadır. Bilindiği üzere irtifak hakkı, kullanma ve faydalanma yetkisi veren bir haktır. Her bir pay sahibi kendisine ait dönem için taşınmazı kullanmakta ve sürenin bitimi ile terk etmektedir. Sürenin bitmesine karşın taşınmazı sonraki hak sahibine devretmeyen hak sahibi mahkeme kararına gerek kalmaksızın kolluk güçleri tarafından çıkarılacaktır. Devre mülkün ne şekilde kullanılacağı, ortak tesislerin ne şekilde kullanılacağı ve kullanım giderlerine hangi ölçüde katılım olacağı sözleşme içeriğine göre belirlenecektir. Devre mülk hakkının özünü ortadan kaldırıcı nitelikte yükümlülükler getiren sözleşmeler batıldır.  

Devre mülk hakkının süresi her bir devre mülk hakkı sahibi açısından en az 15 gün olmak zorundadır ve tüm taşınmaz sözleşmelerinde olduğu gibi resmi şekle tabidir. Yani, tapu kaydına tescil edilmedikçe bir hüküm ifade etmemektedir. Tapuya tescil ettirilmeyen devre mülk hakkı alıcının haklarını satıcının inisiyatifine bırakmaktan öte bir işlev taşımaz. Tapuya kaydedilmiş haklar ise bağlı olduğu müşterek mülkiyet payına bağlı olarak devir ve temlik edilebilir ve miras hakkına konu olabilir. Fakat izale-i şüyu davasına konu edilerek taşınmazın satılması ve elde edilecek paranın paydaşlara dağıtılması söz konusu olamaz. Öte yandan, tıpkı taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri gibi devre mülk hakkının da noter onaylı bir sözleşme ile vaat edilmesinde yani taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu yapılmasında sakınca yoktur. Noter yada tapu kaydı yoluyla resmi şekilde yapılmayan devir ve temlikler yazılı şekilde yapılsa dahi mülkiyet kazandırıcı bir etkiye sahip olmayacaktır. Resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler sözleşmenin ifa edilmesi halinde sorun teşkil etmeyecek ancak ifanın gerçekleşmemesi halinde sözleşmeye bağlı olarak yapılan ödemeler sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olarak ve Tüketici Hakları kapsamında iadeye tabi olacaktır.

Taraflardan birinin tüketici olması durumunda yapılan devre mülk sözleşmesi tüketici işlemi sayılır ve Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanuna göre işlem yapılır. Devre mülkte her hangi bir ayıp varsa ayıplı mala, taksitle satılmışsa taksitli satışlara, kapıdan satış yöntemiyle satılmışsa kapıdan satışlara veya kampanyalı satış yapılmışsa kampanyalı satışlara ilişkin yasa hükümleri kapsamında alıcılar korunmaktadır. Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri vasıtası ile bu haklar kullanılabilir, sözleşme geçersiz sayılarak ödenmiş bedellerin iadesi yahut devre mülkün ayıpsız şekilde ifa edilmesi talep edilebilir. Tüketici yasasındaki hükümlere uygun olarak süresinde kullanılamayan yasal hakların genel hükümlere göre ve genel mahkemelerde talep edilmesi de mümkündür. Sözgelimi süresinde dava açılmayan hallerde devre mülk hakkı için ödeme yapmış olan taraf sebepsiz zenginleşmeye dair genel zamanaşımı olan 10 yıllık süreye dayanarak dava ikame edebilir. Zamanaşımı süresi alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.

Devre mülk sözleşmesinde her iki tarafın da tacir olması halinde ticari işlere ilişkin hükümler tatbik olunacaktır.  Yine, yasanın öngördüğü şartlara aykırı bir şekilde yapılan devre mülk sözleşmelerinden kaynaklı uyuşmazlıklar da tarafların sıfatına bakılmaksızın genel hukuk mahkemelerinde görülebilecektir.  

About ibrahimaycan

Leave a Reply