HUKUK KÜLTÜRÜ GRUBU ŞUBAT  AYI ETKİNLİĞİ KÜBA DOSTLUK DERNEĞİ İŞBİRLİĞİNDE YAPILDI.

 

10168083_10153575149977561_6828367136017736003_n

 

 

 

Hukuk Kültürü Grubu’nun Madhouse Partievi’nin sponsorluğunda organize ettiği Hukuk Filmleri Kuşağının 21 Şubat 2016 pazar günü yapılan etkinliği hukukçular, yazarlar, felsefeciler, öğrenciler, profesyonel meslek mensupları ve sinemaseverlerin katılımı ile gerçekleşti.

hal ve gidiş

 

“Toco un fenomeno social” (Sosyal bir olguyu oynamak) sloganı ile yapılan Conducta film gösterimi sonrası hararetli bir söyleşi gerçekleştirildi. Bu ayki etkinliğin konukları Jose Marti Küba Dostluk Derneği (JMKDD) idi. Dernek adına Gülzerin Kızıler ve Nilda Baltalı programa katıldı. Programa ayrıca Romanya Konsolosluğu işbirliğinde geliştirilmesi planlanan mikro projeler kapsamında Alina Feiruz Jarjour Gerez de katıldı.

Etkinlikte grubun daha önce düzenlemiş olduğu Bartın Cezaevi Kütüphanesi Projesi’ne en çok kitap bağışlayan üyelerden Aylin Yabanoğlu’na teşekkür beratı takdim edildi. 

“Sınıfımda ne olacağına karar veremediğim gün, öğretmenlikte son günüm olur.”

Conducta, Küba halkının gerçeklerini ortaya koyan 2014 yapımı bir Ernesto Daranas filmidir. Ernesta Daranas Küba’da gişe rekorları kıran bu filminde sorunlu bir çocuğu ve onu bazen kabullenen, bazen reddeden bir toplumu derinlemesine inceliyor.  Fim onbir yaşındaki bir çocuğun hikayesini ve onun ilkokul öğretmenine olan saygısını ve sevgisini anlatır. Chala uyuşturucu bağımlısı annesiyle yaşayan bir çocuktur. Carmela ise Chala’nın saygı duyduğu öğretmeni… Bu iki insanın hayatı Carmela’nın hastalığıyla birlikte değişir. Yedek öğretmen, Chala’yı başka bir okula gönderir. Hastalığı sonrası okula geri dönen Carmela, sınıfını dönüştürmeye çalışan yedek öğretmene karşı çıkar.

Conduca ağır ve gerçekliği gözler önüne seren bir filmdir.

Küba’nın sosyo-ekonomik, hukuki ve siyasal gerçekliğini her kesimden tipler kullanarak  eleştirel bir biçimde gözler önüne seren filmin ardından  zevkli bir tartışma ve söyleşi yapıldı. Tartışmada dile getirilen görüş ve düşünceleri aşağıda okuyacaksınız.

 

KÜBA’NIN EKONOMİK VE SOSYAL STATÜSÜ

Jose Marti Küba Dostluk Derneği’ni temsilen katılan Gülzerin Kızıler, Küba’nın sosyo-ekonomik ve toplumsal yapısı hakkında gerek Conducta ve gerekse güncel gerçek  üzerinden yaptığı konuşma ve yaptığı sunum büyük ilgi gördü.

12745910_10153575150987561_1390728317481701199_n

 

 

 

 

 

 

 

Küba ekonomi ve ölçek olarak çok küçük bir ülkedir. Ülkenin sahip olduğu kaynaklar da oldukça kısıtlıdır. Bunda uzun süre İspanyol sömürgesi olmasının etkisi oldukça yüksektir. Özellikle 1940’lı yıllardan sonra ekonomi kötü bir çizgi izlemiştir.

Küba’da filmler devlet kaynaklı olarak Küba Görsel ve İşitsel Sanatlar Merkezi tarafından üretilir. Conducta, yönetmen Ernesto Daranas’ın ikinci uzun metrajlı filmidir. Kendisi çok genç yönetmenlerden birisidir.

Filmdeki Carmela’nın yaşına rağmen hala öğretmenlik yapıyor olmasının sebebi Küba’da emeklilik yaşının 65’e çekilmiş olmasıdır. Küba yaşlı bir nüfusa sahiptir ve doğum oranları çok düşüktür. Bu nedenle emeklilik yaşı devlet tarafından geriye çekilmiştir.

KÜBA’DA EN ÇOK İZLENEN DİZİ MUHTEŞEM YÜZYIL

Filmde köpeğin adının Sultan olması aslında şaşırtıcı değildir. 2013 yılında Küba’da en çok izlenen dizi Türk yapımı olan Muhteşem Yüzyıl’dır. Kübalılar TRT’den bol miktarda dizi almaktadırlar. Bu nedenle Türkçe isimler görmek aslında normal bir durumdur.

Filmi ilk izlediğimizde kavranabilmesi kolay değildir. Aslında Küba turistik temaslarla anlaşılabilecek bir ülke de değildir. Filmde bahsedilen problemler esasen 1990’lı yıllarda Kübalılar tarafından “Özel Dönem” olarak adlandırılan sürece dayanan problemlerdir. Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin çözülüşüyle beraber 90’lı yıllarda Doğu Bloğunun çözülmesiyle Küba bir gecede dış pazarının %88’ini kaybetmiştir. Bu sürece kadar Sovyetler Birliği Küba ekonomisini kalkındırmaya devam etmiş ancak sonrasında destek sağlayamamıştır. Öz kaynaklarının yetersiz olması sebebiyle ağır sanayi ülkede bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanayi üretimi kısıtlıdır. Bu nedenle ağırlıklı olarak şeker üretimine devam edilmektedir. Üretilen bu şeker ise dünya piyasa fiyatınını üç katına Sovyetler Birliği’ne satılmıştır. Yani Sovyetler Birliği yaklaşık 30 yıl kadar Küba ekonomisini bu ve benzeri şekillerde kalkındırmaya ve süvanse etmeye devam etmiştir. Küba  bu ekonomik girdiyle eğitim, sağlık, kültür gibi alanlarda kendi nüfusuna yatırım yapmayı tercih etmiştir.

1989’da içine girdikleri kriz ekonomilerinin en az %35 küçülmesine yol açmıştır. Bu, herkesin aç kalması anlamına gelir. Kübalılar Gıda tüketiminin %80’ini ithal ederek karşılıyordu. 1990’lardan itibaren bir takım ekonomik yatırımlar yapmışlardır. 90’lı yıllarda Özel Dönem dedikleri bir ekonomik projeye girdiler. Ülkeyi dışarıdan yatırıma açarak turizm alanında dışarıdan yatırım almışlardır. Çok eğitimli bir nüfusları var dır ve bu, toprağa bağlı üretimi sürdürmeyi kısıtlamaktadır. 90’lı yıllarda başlıca yatırımlar turizm sektörde olmuştur ve bu bile çok kısıtlıdır.

Havana ülkenin en kalabalık nüfusudur. Nüfus 2.5 milyon olduktan sonra buraya diğer şehirlerden taşınılması devlet tarafından kısıtlanmıştır. Küba’da ortalama maaşlar 475 pezodur. Filmde Chala “100 pezoya bir güvercin veririm” diyor ve bu yaklaşık 4 Dolara tekabül ediyor. Muhtemelen bir turist tarafından alınan bu güvercin, turizmin gelirlerine çok büyük katkı sağlamakta olduğunu gösteriyor ve dolayısıyla turizmin gelişmesi ve ekonomik olarak katkısı sebebiyle başka şehirdekiler de  Havana’ya göç etmek istemektedirler.

Havana dediğimiz yer aslında tek bir yer değildir. Her bir kısmı farklı bir tarihsel süreçte gelişmiştir. Filmde gördüğümüz yerler enformel sektörün en fazla oluştuğu yerlerdir. İki farklı para birimi kullanılmakta olup bunlardan biri Küba Pezosu diğeri ise CUC’tur. İki para birimi iki farklı ekonomi yaratıyor diyebiliriz.

2000’li yıllarda ekonominin çeşitlendirilmesi bağlamında girşimlerde bulunulmuştur. Şu anda Küba yurtdışında yatırımcı arıyor ve film de aslında turizmin getirdiği dejenerasyonu anlatıyor ve Küba’nın dış yatırımcılara ne kadar ihtiyaç duyduğunu göstermeyi amaçlıyor.

 Filmdeki öğretmen  “Burada herkese ihtiyaç var.” demektedir ve gerçeği yalın bir dille ifade etmetkedir.

Küba’nın yoksulluğu gidenler ve görenler açısından herkesi etkileyen bir gerçek. Filmden de anlaşılacağı üzere Küba’nın kendi gerçekliğinden kaçmak gibi bir amacı yok ve belki de sadece bu nedenle bile Küba’ya güvenmek gerekiyor. Ülkede hiçbir tartışma kapalı kapılar ardında gizlenmiyor. Küba’da devlet eliyle her sene en fazla altı film çekilebiliyor. Bu da o filmlerden biridir. Aslında filmde de görüleceği üzere gerçek durumu yansıtarak ihtiyaç olunan dış yatırım eksikliğini, ülkedeki kötüye gidişi dünyayla paylaşmaya çalışıyorlar. Kendini sosyalist olarak tanıtan bir ülke için bu çok güçlü bir adımdır.

KÜBA’DA ÖRGÜTLÜ BİR TOPLUM VARDIR.

Yönetim yozlaşmaktan hukuki bir çerçevede kalmakla kurtulmaktadır. Küba’da bunun için bloksal bir sistem oluşturulmuş olup her bir blok kendi içinde örgütlüdür. Gençler, kadınlar, çocuklar, avukatlar, çiftçiler vb. her bir grup kendi arasında örgütlenerek kendi alanlarıyla ilgili meseleleri tartışıp çözümler üretmekte, toplum eşit bir yapıda yönetime müdahale edebilmektedir. Her bir örgütlenme kendi çalışma alanlarında sendikalara benzer bir şekilde ilerlemektedir. Yönetime seçilenler halkın her kesiminden olabilmektedir. Küba halkı konuşmayı ve tartışmayı çok seven bir toplumdur. Ancak hep aynı konular çerçevesinde konuşmaları ve Dünya üzerindeki gelişmelere ayak uyduramamaları önemli bir sorundur.

TÜRKİYE’DE YABANCI MAHKUMLARIN ADAPTASYON PROBLEMİ

 

Hukuk Kültürü Grubunun Şubat ayı Küba hakkındaki sunumun ardından Romanya Konsolosluğu eski asistanı, yeminli adli tercüman Alina Feiruz Jarjour Gerez’in önerisi ile yeni bir girişime de sahne oldu.

Gerek diplomasi dünyasındaki tecrübesi ve gerekse Türk adliyelerindeki deneyimleri sonucunda Türkiye özelinde çözümlenmesi gereken bir problem olarak Türkiye’de Ceza ve Turukevlerinde bulunan yabancı mahkumların adaptasyon sorunları Alina Feiruz Jarjour Gerez tarafından özetlendi ve çözüm üretmek için neler yapılabileceği gündeme getirildi.

Alina Feiruz Jarjour Gerez’in öneri ve görüşleri şu şekilde:

Bilindiği üzere Türkiye’de çok fazla sayıda yabancı vatandaş ve mahkum bulunmaktadır. En fazla görülen problemler yabancıların ülkemizdeki adaptasyon problemleridir. Ülkemize gelen yabancı vatandaşlar davranış kurallarını ve kültürel faktörleri bilmedikleri için özellikle hapishanelerde fazlaca sıkıntı yaşamaktadırlar.  Dil iletişiminin de olmaması özellikle davranış problemlerini artırmaktadır. Bu insanların ne tür sorunlar yaşadıklarını ve insani boyutta nasıl çözülebileceğini tartışmak gerekir. Öğrendiğimiz kadarıyla Romanya Başkonsolosluğu yaklaşık bir yıldan beri cezaevlerindeki yabancı vatandaşlarına belirli periyotlarla ziyaretlerde bulunuyorlar. İstanbul’da tahminen 150 kadar Romen mahkum vardır. Öncelikle pilot uygulama olarak Romen mahkumlarla başlanıp sorunları tespit edilerek çözümler üretilebilir ve bununla ilgili kamuoyu oluşturulabilir.  Romanya Başkonsolosluğu ile görüşülmüş ve bu hususta desteklerini alınmıştır. Ayrıca İstanbul’da bulunan iki farklı kilise de kendi alanlarında yardımcı olacaklarını bildirmişleridr.

MÜLTECİLER VE YABANCI MAHKUMLAR BU ÜLKENİN GERÇEKLİĞİDİR.

Ülkemizde mülteciler ve yabancı mahkumlar gibi bir gerçek var ve şimdi bunu yaşayacağız. Yeni toplum böyle oluşacak ve bunun da üstüne düşülmesi gerekir. İnsani olarak bakacak olursak aslında hiç kimse kötü doğmamıştır ve belki biz de bir el uzatırsak özellikle sıkıntı yaşayan yabancı mahkumlar da doğru yolu bulabilecektir.

Belki de daha önemli ve büyük bir problem ülkemizde hiçbir kimliği olmayan, toplumdan soyutlanan ve bir Türk vatandaşının dördüncü veya beşinci  eşi olan kadınların bulunmasıdır. Erkekler bu kadınları kimliksiz bir şekilde toplumdan ve hayattan soyutlayarak, dünyaya getirdikleri çocukları dahi ilk eşlerinin üzerine kaydederek kadınları mağdur etmektedirler. Bu kadınların başvurabilecekleri bir merci yada makam dahi bulunmayıp kimlikleri ve herhangi bir kayıtları olmadığı için çocuklarından ayrılmak gibi bir zalimliğe maruz kalmaktadırlar. Bu konu hakkında da projeler oluşturulup çözümler üretilmesi gerekmektedir.

About ibrahimaycan

Leave a Reply