Bu makale UND’nin Sesi dergisinde yayınlanmıştır.  

GENEL ÇALIŞMA PRENSİBİ

Sürücü(şoför), işveren lojistik firmasının sahibi olduğu yahut üçüncü şahıslardan kiralamak suretiyle işletme sorumluluğunu üzerine aldığı ulusal/uluslararası karayolu eşya taşıması yapan araçlarda hizmet akdine bağlı olarak İş Kanunu uyarınca çalışan işçidir. Sektörün çalışma biçimi ve işin mahiyeti sürücünün zaman ve mekan bakımından standart mekanlarda çalışmasına imkan vermemektedir.

İş Kanunu uyarınca emir ve talimat verme yetkisi bulunan lojistikçi işveren, sürücünün kullanacağı aracı ya da araçları kendisi belirler ve gerek görmesi halinde her zaman değiştirebilir. Sürücü, işverenin kendisine tahsis ettiği aracı kullanmak ve işverenin kendisine gösterdiği iş ve görevleri zamanında yapmak, işverenin talimat ve emirlere uygun biçimde çalışmak zorundadır. Bu bağlamda işveren şirket, işçiyi iş akdinde aksine bir hüküm olmadıkça yurt içinde ya da yurt dışında çalıştırabilir. İşveren, sürücüyü işin gerekleri ve iş akdi doğrultusunda yurt içinde ya da yurt dışında görevlendirmekte serbesttir. Sürücünün yurt içi ya da yurt dışı görevi kabul etmemesi işverenin iş akdini haklı nedenle fesih nedenidir. İşverenin,  iş akdine uygun şekilde merkez hareket noktasını her zaman değiştirip bir yerden diğerine tayin etme hakkı vardır.

Sürücü; işveren tarafından verilen talimatlara, mevzuata, iş sözleşmesine ve iş sözleşmesinin parçası olan görev tanımına ve iş emrine göre çalışma şartlarına, iş disiplinine, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymakla yükümlüdür. Sürücü; iş şartlarına uymak, işçi sağlığı ve iş güvenliği vb. sebeplerle kendisine verilen her türlü önleyici ve koruyucu malzemeleri iş süresince doğru ve uygun bir biçimde kullanmak zorundadır. Buna karşın işveren şirket, işçinin alması gereken tüm eğitimleri vermek, gerekli güvenlik önlemlerini almak, iş yerini ve sürücünün kullandığı araçları sağlık ve güvenlik şartlarına uygun kılmak zorundadır. Sürücülerin, aynı ya da benzer işlerde çalışanlardan az olmayan verimlilik ve performansla çalışmasını sürdürmeleri kendilerinden beklenen bir davranıştır. Bu nedenle, işveren ile sürücüler arasında uzun zamana yayılmış olan ilişkiler zincirinin doğru ve verimli şekilde yürüyebilmesi için uzman ve kalifiye iş gücü yetiştirilmesine katkı sağlayacak lojistik, teknoloji ve sürücü eğitiminin gerçekleştirilmesi önemlidir.  

 

SEYİR SIRASINDA ORTAYA ÇIKABİLECEK ZARARLAR:

Sürücüler, şirket tarafından kendilerine teslim edilen aracı, diğer alet, edevat ve teknik cihazları, dikkatle kullanmak ve gerek sefere çıktıklarında gerekse aracın stabil halde kendi kontrollerinde kaldığı süre zarfında yerel ve uluslararası kurallara uygun şekilde hareket etme yükümlülüğü altındadır. Sürücüler, iş yerinin malı olan ya da başkalarından kiralayarak sürücünün kontrolüne verdikleri veya kendilerine emanet edilmiş olan ve taşımakta oldukları araç, makine, tesisat veya başka eşyalara hasar vermemek, kaybetmemek, zarara uğratmamak, hatalı ve dikkatsiz kullanmamak zorundadır. Bu bağlamda sürücüler, görev tanımlarına ve iş emirlerine aykırı hareket sonucunda verdikleri zararlardan hukuki ve cezai olarak sorumludur. Ortaya çıkan tüm cezai sorumluluk cezaların şahsiliği prensibi gereğince fiilin sahibi olan sürücüye ait olacak, işveren şirket ise işleten ve adam çalıştıran sorumluluğuna tabi olacaktır.  Üçüncü şahıslara karşı şirketin sorumlu olduğu konularda sürücüler de şahsi kusurlarından dolayı sorumlu tutulabilirler. İş akdinin devam ettiği durumlarda tarafların akdettikleri iş sözleşmesi gereği zararın sürücünün ücretinden kesinti yapılması yoluyla tahsil edilmesi yoluna gidilebileceği gibi sürücünün iş akdinin haklı nedenle feshi ve zararın rücu yoluyla tahsili de mümkün olacaktır.  

FAZLA MESAİ VE ÇALIŞILMAYARAK BOŞTA GEÇEN ZAMAN

Lojistik firması tarafından yükü ile sefere gönderilen sürücü, gerek ulusal ve gerekse uluslararası mevzuat gereğince belli sürelere uygun olarak molalar vermek zorundadır. Sürücünün kural ihlali yaparak güzergahtan çıkması, belirlenen tesisler dışında gereksiz konaklama yapması, trafik ve çalışma kurallarını ihlal ederek fazla sürüş yapması, belirlenen sürelerin dışında duraklama yapması ya da mola vermesi önceden belirlenmiş olan iş emirlerine aykırılık teşkil edecektir. Fazla sürüş nedeniyle ödenmesi gerekecek para cezaları ile güzergah dışına çıkılması nedeniyle ödenecek trafik cezaları sürücünün mali mükellefiyeti altında olup araç sahibi ile müteselsil sorumluluk gerektirmektedir. Taraflar arasında rücu hükümleri saklıdır. Gerekli eğitimler verilmiş, görev tanımı ve iş emirleri kendisine tebliğ edilmiş sürücülerin şirketin açık talimatı ve emri dışında süre sınırlarını ihlal etmesi durumunda fazla mesai talep etmesi söz konusu olamayacaktır. Sürücünün, zorunlu olmadıkça, gereksiz park ve konaklamalarla seferi uzatması, işverenin talimatına aykırı olarak performansını ve hızını düşürmesi, boşa zaman harcaması hallerinde çalışmadığı zamanlar için devamsızlık tutanağı tutulabileceği ve maaşından kesinti yapılabileceği gibi işveren tarafından telafisi imkan dahilinde olmayan haller için teslim süresinin uzamasından kaynaklanan zararları tazmin yükümlülüğü ve işverenin rücu hakkı da doğabilir. Yoğun kara gümrükleri, sınırlarda ve iç gümrüklerdeki uygulamalar, terminallerde sıkışıklıklar ve beklemeler yaşanmasına, ihracat tesliminde gecikmelere ve ek ardiye maliyetlerine sebep olmakta, zaman kayıpları sürücülerin fazla mesai yapmalarına, yolluk ücretlerinin ve masraflarının artmasına sebep olduğundan sürücülerin ve lojistik şirketlerinin inisiyatifinde olmayan bu gibi durumlardan kaynaklı zararların ilgili kurumlarca karşılanması yönünde çözümlerin bulunması zorunludur. Bunun dışında, sürücülerin seferden geldikten sonra derhal yeni bir seferin olmaması nedeniyle uzun süre kendilerine tahsisli araçları ile birlikte boşta kaldıkları süreler işçi-işveren arasında önemli bir sorundur. Şirket iş kaybı yaşamakta, yük taşıma işlemi olmadığı halde işçinin giderlerini ödemeye devam etmekte, bu giderleri karşılamak istememekte, kimi durumlarda daha az maaş önermekte ya da ücretsiz izin uygulaması yapmakta işçi ise rutin maaş ve sosyal ödemelerini almaya devam etmek istemektedir. Kimi işletmelerin boşta geçen zamanı yıllık izinlere mahsup ettiği de görülmektedir.

GÜZERGÂH DIŞINA ÇIKMAK, GEREKSİZ KONAKLAMA VE PARK

Nakliye işi, sürücüye zimmetlenerek teslim edilen taşıtla, işverenin belirleyeceği güzergahı takip etmek suretiyle yapılan bir iş olduğundan sürücüler kendilerine bildirilen park ve garajlarda konaklamak zorundadır. Kaldı ki, sayısal takograf vasıtası ile kontrol altında olan sürücünün, seyir takibi kayıt altında olduğundan kusur tespiti teknik olarak mümkündür.  İşverenin belirlediği alanlar dışındaki duraklama ve konaklama yapmak sürücünün şahsi sorumluluğuna kapı aralayacağından böyle bir davranış sergilenmemelidir. Sürücü nakliye işinin görülmesini kapsayan zamanlar dışında, kendisine verilen taşıtı, işverene ait ve işverenin göstereceği adreslerdeki ilgili park alanlarına bırakmak zorundadır. Park etmeden önce aracın hangi adresteki park yerinde olduğu bilgisini şirket sorumlularına bildirmeli ve uygun şekilde kayıt yaptırmalıdır. Sürücünün güzergâh içinde ya da dışında kusuru ile kriminal olaylara karışması halinde, şahsi sorumluluğu olmakla birlikte güzergâh dışına çıkmanın zorunlu olduğu durumlarda şirkete derhal bilgi vermek zorundadır. Sürücü, seyir halinde karşılaştığı bu olumsuz durumları derhal şirkete rapor etmelidir.

İÇKİ İÇMEK, YASAK VE KAÇAK EŞYA TAŞIMAK

Sürücünün nakliye işinin görülmesi ve yolculuk sırasında içkili araba kullanması, kanun ve nizamlara göre taşınması yasak olan eşyayı taşıması, gümrük mevzuatına aykırı davranması suç teşkil edip  kendisine imza karşılığı teslim edilen mal ve yük dışında yükü taşımaması, kaçak yakıt kullanmaması gerekir. Sürücünün başka bir işveren adına veya hesabına mal ve yük taşıması da mümkün değildir. Bu durumlara aykırı hareket halinde İş Kanunu 25/II hükmü gereğince işveren tarafından iş akdi derhal feshedilebilir. Bu tarz davranışları alışkanlık haline getiren sürücüleri yeteri kadar denetlemeyen ve yaptırım uygulamayan şirketlerin yasal süreler geçtikten sonra girişecekleri yasal prosedürlerde bu ve benzeri durumları hukuki argüman olarak ileri sürmeleri zorlaşacak, hatta imkansız hale gelecektir.

AETR SÖZLEŞMESİ VE KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU

İstatistiklere göre trafik kazalarının en önemli sebepleri, önem derecesine göre alkollü araç kullanmak, hatalı sollama yapmak, yorgun, uykusuz araç kullanmak ve yeterli sürücülük deneyimi olmamak şeklinde sıralanmaktadır. Uluslararası karayolu taşımacılığında çalışmakta olan sürücülerin araç kullanma ve dinlenme sürelerini düzenleyen uluslararası anlaşma olan AETR Sözleşmesi ve Karayolları Trafik kanunundaki çalışma ve dinlenme süreleri trafik kazalarına karşı tedbirler almış ve sürücülerin çalışma sürelerini kısıtlamıştır. Sürücüler günlük olarak belirlenen araç kullanma ve dinlenme sürelerine uymak zorundadır. Buna göre bir gün içerisinde dinlenme yapmaksızın araç kullanma süresi 4,30 saattir ve sürücüler gün içerisinde en fazla 9 saat çalışabilirler. Yine sürücüler her gün kesintisiz olarak 11 saat dinlenmek zorundadır. Haftalık çalışma 6 gündür ve haftada 1 gün (24 saat) izin kullanmak mecburidir. Takograf cihazları taşımacılık yapan şirketlerin sürücülerinin çalışma ve dinlenme saatlerine, hız kurallarına uyup uymadıklarını izlemeye yarayan cihazdır. Söz konusu uygulama AETR anlaşmasına taraf ülkelerde 16 Haziran 2010 tarihinden itibaren zorunlu hale gelmiştir. Şirketler bu cihaz sayesinde kural ihlali yapan sürücüleri denetleme, uyarma ve gerekirse seferden men etme imkanına sahiptir. Sürücü çalıştıran şirketler takograf cihazlarını 5 yıl saklamak yükümlülüğündedir. Sürücüler, şirket ile yaptıkları hizmet sözleşmesi ve eklerine uygun taşımacılık hizmeti vermekle yükümlü olduklarını ve takograf cihazı ile denetim altında olduklarını bilmeli şirketler ise ellerindeki teknik denetim mekanizmasını süresinde ve verimli bir şekilde kullanmalıdır. Sürücülerin zorunlu ve uygun olmadığı halde inisiyatif kullanarak yaptığı keyfi güzergah değiştirmeleri sonucundaki seyirler idari ve cezai yaptırımlara tabidir. İşverenin talimatı ile yapılan sürüşler işverenin sorumluluğunda olacaktır. Hukuki yükümlülük tespitinde işçinin özen ve sadakat yükümlülüğü gözetilirken işverenin de eğitim verme, denetim, tedbir alma ve talimat verme sorumluluğu dikkate alınacaktır. Sürücü ve işveren tarafları, AETR Sözleşmesi hükümleri, İş Kanunu hükümleri ve Karayolları Trafik Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine göre karşılıklı sorumluluk altındadır.  

İŞ AVANSLARI, HARCIRAH VE ZİMMET

Uzun süren taşıma aşamalarında yolculuk ve nakliye gereği sürücünün kullanması ve harcaması için kendisine işe uygun masraf avansının ve harcırahın verilmesi lojistik şirketinin sorumluluğundadır. Adeta bir cari hesap gibi belli aralıklarla güncellenmesi ve bakiye hesabı yapılması gereken masraf avans hesabı sürücünün maaş hesabı ile karıştırılmamalı ve özlük haklarına zarar vermemelidir. Sürücü iş avansı hesabını belgeleri ile birlikte işyerine süresinde bildirmeli, amacı dışında kullanmamalı ve zimmetine geçirmemelidir. Avans hesapları prensip olarak her seferden sonra mutabakat yapılarak kapatılmalıdır. Avans ve harcırahın zimmete geçirilmesi ya da güvenin kötüye kullanılması sürücünün hukuki ve cezai sorumluluğunu doğurabilir. Uygulamada yaşanan en önemli sorunlardan olan harcırah ve avans hesabında disiplinin ve titizliğin yitirilmesi kimi zaman sürücülerin hak kaybı yaşamalarına, maaşlarına kıyaslandığında orantısız şekilde işverene borçlanmalarına, tasarruflarının azalmasına ve iş veriminin düşmesine ya da iş akdinin dostane olmayan yöntemlerle sonlanmasına neden olabilmektedir.

 VİZE, DİL VE EĞİTİM SORUNLARI
Lojistik sektörünün fiziksel ve kurumsal altyapı eksiklikleri ile yetişmiş nitelikli insan kaynağı eksiği bulunduğu sektör tarafından sıkça dile getirilmektedir. Bu ve benzeri sorunların varlığı devam etmekte iken profesyonel TIR şoförlerinin, “Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Vize Serbestisi Diyaloğu” kapsamında öncelikli olarak muafiyet kapsamına alınmamış olması sektörü ilave bir zorluk içine sokmaktadır. Birçok nakliye firması bu zorluğu aşmak için çifte vatandaş olan sürücüleri tercih etmekte, bazı şirketler ise yabancı sürücü çalıştırmanın yollarını aramaktadır. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerine yapılan nakliye işlerinde zorluk yaşanmakta, Türkiye’de sisteme entegre olmuş profesyonel sürücülerin ve firmaların Schengen Bölgesi ülkelerinde vize işlemlerinde büyük sıkıntılar çekmesine sebep olmaktadır. Vize engelleri şeklen bireysel sıkıntı olarak görünmesine karşın büyük zaman kayıplarına sebep olmakta, nakliye firmaları için ilave masraflara neden olmakta, sürücülerin performanslarını ve üretimlerini düşürmekte, iş kayıplarına neden olmaktadır. Ayrıca, nakliye firmaları tarafından vize engeli olan sürücülerin çalışamamasına rağmen ücret ödenmek zorunda kalındığı belirtilmektedir. Ek maliyetler nedeniyle lojistik giderlerinin artması rekabetçi ekonomi koşullarını zayıflatmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde lojistik giderlerinin GSMH’ye oranı yaklaşık % 11 iken Türkiye’de bu oranın yaklaşık % 13 olması maliyetlerin ve personel giderlerinin düşürülmesi gereğini ortaya koymakta, iş gücü maliyetlerini düşüren şirketlerin öne çıkması doğal bir sonuç olmaktadır. Vize, dil ve eğitim sorunlarını minimum düzeye indiren şirketler rekabet güçlerini arttırmaktadır. Bu çerçevede bir yandan bürokratik engellerin kaldırılması yönünde çalışılırken diğer yandan nakliye şirketlerinin sürücülerin eğitimine ve dil öğrenmelerine önem vermeleri, AB mevzuatını, trafik kurallarını ve uygulamalarını bilen sürücü sayısını artırmaları, kaliteli lojistik elemanları yetiştirmeleri gerekmektedir.

About ibrahimaycan