Trafik Kazası Sebebiyle Araç Değer Kaybı Davası

trafik-kazasi

Sahibi olduğunuz motorlu taşıtın bir trafik kazasına karışması sonucunda meydana gelen hasarın kusurlu olan karşı tarafça yada sigorta kurumu tarafından tazmin edilmesine ilaveten aracın uğramış olduğu değer kaybının da giderilmesini talep etme hakkı her zaman bulunmaktadır. Kazaya karışan araçlar, yetkili serviste orijinal ve kaliteli parçalar ile tamir edilse bile tamamen eski hale getirilmesi ve kazadan önceki değere kavuşması çoğu zaman mümkün olmaz. Böyle bir durumda karşımıza iki seçenek çıkmaktadır, birinci seçenekte araç sahibinin yaptırmış olduğu kasko sigorta koşulları içinde aracın tüm onarım ve tamir işlemleri karşılanması yanında değer kaybını da kapsayan bir sigortanın varlığı halidir. Bu durumda uğranan değer kaybı sigorta şirketi tarafından karşılanmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin bu tarz hasarlarda ödeme yapmaya pek de istekli olmadıkları uygulamadan anlaşılmaktadır. İkinci seçenekte, şayet kasko kapsamında sigorta şirketinin böyle bir tazmin yükümlülüğü bulunmuyorsa zarara sebep olan kusurlu araç sahibinin sorumluluğuna başvurmaktan başka çare kalmayacaktır.   

Sigorta hukuku yönünden bakıldığında kasko sigortası poliçelerinin genellikle, araçlarda kaza geçirme ve tamir yüzünden ortaya çıkan değer kayıplarını teminat altına almadıkları görülecektir. İstisnai olarak ve talep üzerine kasko kapsamına alınan bu değer kaybının poliçede bulunmaması halinde sigorta şirketinden tazminat istenmesi mümkün değildir.

Değer kaybının sigorta poliçesinde bulunması halinde sigorta şirketine, poliçede yoksa bu defa zarara sebep olan kusurlu araç sahibine karşı değer kaybının tespiti ile tespit edilen zararın tazmini amacıyla araç değer kaybı davası açılması gerekmektedir. Değer kaybının tespitini uzman eksper/bilirkişi yapacaktır. Araçtaki değer kaybının hesaplamasında aracın hasar geçmişi, hasar miktarı, aracın kilometresi, marka ve model bilgisi, üretim yılı, pazar değeri ve diğer faktörler rol oynayacaktır. Kazaya uğrayan aracın kaybettiği değerin boyutu, araçtaki hasarın büyüklüğüne, yapılan tamiratın boyutuna, tamirat sırasındaki işçilik ve malzeme kalitesine göre değişkenlik arz edebilir. Açılacak davanın hukuki dayanağı Borçlar Kanunu’nun 122. maddesidir. Bu maddeye göre araca zarar veren kişi bir kusuru olmadığını ispatlamak mecburiyetindedir. İspat şartı yerine getirilmediği takdirde araçta meydana gelen zarar kaybını ödemekle yükümlüdür.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise sigorta şirketi ile kusurlu araç sahibinin sorumluluğunun ortak olması ve açılacak davanın sonuçlarına müteselsilen katlanacak olmasıdır. Kusurlu araç sahibi il sürücü farklı ise sürücünün sorumluluğuna da gidilmelidir. Söz konusu sorumluluklar mutlak sorumluluk olmayıp hasara sebep olan aracın kusur oranına  bakılacak, araçta meydana gelen değer azalması kusur oranında karşı taraftan talep edilebilecektir.

Zarara uğrayan aracın niteliğine göre araçtaki değer kaybı yanında başkaca zararlar meydana gelmiş olabilir. Örneğin araç doğrudan ticari amaçla ya da gelir getiren başka bir işte kullanılmaktaysa, tamirat süresine bağlı olarak aracın kullanılamamasından doğan zararlar yani mahrum kalınan kazançlar ile aracın yerine ikame edilen başka bir araç için harcanan giderler de zarar kapsamında kabul edilmelidir. Mağdur aracın tamir süresince kullanılamaması ya da ticari kazanç amacıyla işletilememesi sebebiyle ortaya çıkan zarar, ticari araçlarda (taksi, otobüs, servis, minibüs ve diğer ticari araçlar) kazanç kaybı tazminatının konusunu oluşturmaktadır.

Son düzenlemeler ışığında sigorta şirketlerinde hakem heyetleri kurulmuş olduğundan dava açmadan önce tüm uzlaşma yollarının tüketilmesinde fayda vardır. Yine hem sigorta şirketi ile hem de zarara sebep olan araç sahibi ile dava açmadan önce Arabuluculuk yetkisine sahip uzmanlardan yardım almakta fayda ardır. Çünkü değer kaybı davalarında eğer lüks bir araç sahibi değilseniz ve aracın tamir ve onarımı tamamlanmışsa değer kayı çok yüksek olmamakta, yargılama konusu yapılan değerin düşük olması karşısında karmaşık hukuk yolları ile boğuşmaktansa uzlaşma yoluyla problemi çözmek daha mantıklı olmaktadır.

Araç değer kaybından doğan davalar, kazadan itibaren 2(iki) yıl içerisinde açılmak zorundadır. Bu süre öğrenme anından itibaren başlayacaktır. Öğrenme anı genellikle kaza anı birlikte gerçekleştiğinden 2 yıllık süreye dikkat edilmesinde fayda vardır. Ancak yine de öğrenme anı daha sonra ise kazanın olduğu tarihten itibaren on yıl içinde araç değer kaybı davası açılması mümkündür. Öte yandan kazanın oluş biçimine göre ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu durumda süre uzayacaktır. (12.12.2014-İbrahim Aycan)

 

 

About ibrahimaycan

Leave a Reply